1) İnsan Kaynakları Alanında Kariyer Yapmaya Nasıl Karar Verdiniz?
“Tesadüf” desem inanır mısınız? Mühendislik eğitimimin ardından halkla ilişkiler yüksek lisansı yaptım. Halkla ilişkiler alanında iş ararken, gazetede dünyanın en büyük spor perakende firmalarından birisi olan Nike’ın “insan kaynakları sorumlusu” ilanını gördüm.
O zamanlar gazetelerin haftasonu eklerinde iş ilanı olurdu. Diğer onlarca başvururun arasında büyük bir özgüvenle o ilana da başvurdum, tecrübesiz olmama rağmen... Hatta dahası “insan kaynakları” nedir ondan bile emin değildim...
O dönem beni işe alan patronum aldı beni yetiştirdi, benimle mülakatlara katıldı, adayları “neden alıp neden almamam” gerektiğini öğretti... Bir başka deyişle, “hayatın akışı beni insan kaynaklarına götürdü” dersem yanlış olmaz... İyi ki de götürmüş... Bugün tekrar iş hayatına başlasam, tekrar aynı ilana başvurup aynı kariyer yolundan yürürüm...
2) İnsan Kaynakları Alanında Size İlham Veren Veya Örnek Aldığınız Bir Mentorunuz Var mı?
Çalıştığım eski firmalardan birisinin genel müdürü, rol modelim. Birlikte çalıştığımız dönemlerde , ilgim olmasa da toplantılara yanında katılıp cevaplarını, haraketlerini izlerdim... Bir gün bir yıl sonu performans görüşmesinde, o yıl kendisinden çok şey öğrendiğimi söylemiştim, o da bana “ben finansçıyım İzel, İK’dan anlamam, benden ne öğrendin bakalım?” diye sormuştu...
“Hayır” demeyi ve “doğru soruları sormayı” diye cevaplamıştım... “Liderlik”becerileri ancak deneyimleri gözlemleyerek gelişiyor... Hala sıkıştığım zamanlarda, kendisini telefonla arayıp durumu “case study” gibi kendisine anlatır, tecrübelerinden faydalanıp, doğru çözüm yolunu öğrenmeye çalışırım...
3) Şu anki Pozisyonunuza Gelene Kadar Hangi Rollerde Çalıştınız?
İnsan kaynaklarındaki tüm rollerde çalıştım… Bordro yaptım, işe alım yaptım, eğitim verdim, strateji kurguladım, performans sistemi kurdum, yetkinlik setleri hazırladım… Sahne tozunun tamamını yuttum yani… Ayrıca insan kaynaklarının yanısıra, 10 sene profesyonel radyoculuk da yaptım. Number 1 FM, Radyo Klas, İstanbul FM gibi büyük radyolarda çalıştım… Radyoculuk bana hızlı düşünüp cevap verebilme ve eğitimlerde sahneyi yönetebilme becerilerini kazandırdı…
4) İnsan Kaynakları Alanında En Gurur Duyduğunuz Başarınız Nedir?
Son 10 yılda 2 tane gurur kaynağım var: Bu yılın başında, Happy Place to Work tarafından verilen CHRO 100 ödülüne layık görüldüm. Diğeri, Tupperware’de EMEA’da 25 ülkeden sorumlu olduğum dönemde, şirketin global CEO’sundan “en iyi kültür oluşturma” ödülünü almıştım.
5) İnsan Kaynakları Profesyoneli Olarak Liderlik Tarzınızı Nasıl Tanımlarsınız? Hangi Liderlik İlkeleri Sizin İçin Önemlidir?
Durumsal liderlik. Zira tek bir sabit yönetim tarzı kullanmak yerine, ekibimdeki kişilerin yetenek düzeyine, motivasyonuna ve karşılaşılan görevin niteliğine göre liderlik tarzını esnek bir şekilde değiştirebiliyorum.
Adaptasyon becerim çok kuvvetli. O an ortamda ihtiyaç duyulan liderlik bazen alttan almayı, bazen daha ciddi durmayı, bazen arkadaş gibi yaklaşmayı gerektirebiliyor... Benim için en önemli liderlik ilkeleri: dürüstlük, açık iletişim, empati becerisi ve adalet...
6) Yapay Zekanın İK Alanında Kullanılmasını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?
Yapay zeka, iş akışlarında büyük kolaylık... Raporlamada, eğitim ihtiyaç analizinde ve özgeçmiş değerlendirmede zaman tasarrufu sağlıyor. Fakat ben gene de, yapay zeka ile birlikte insan dokunuşunun birarada kullanılması gerektiğine inanıyorum.
Yapay zekanın iki tane handikapı var biri duyguların olmaması , diğeri de çıkan datanın %100 güvenilir olmaması... Bu noktada Augmented HR kavramı (Artırılmış İnsan Kaynakları) devreye giriyor. Yani, yapay zekâ, otomasyon ve dijital araçlar, insan kaynakları ekiplerinin yerini almak yerine onları destekliyor.
7) İK Olarak Gelecek Dönemdeki Hedefleriniz Neler?
Geleceğimizi parlatmanın tek yolunun, eğitim olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle, çalıştığım kurumlarda gençlerin kullanacağı, oyunlaştırılmış LMS sistemleri ve üniversitelerle akredite akademiler kurmayı kendime hedef edindim.
Ayrıca, üniversite öğrencilerinin yüksek eğitimlerinde aldığı temel derslerin çok teorik kaldığını ve zorunlu stajların yetersiz olduğunu düşünüyorum. Bu minvalde üniversitelerin , reel sektörle daha fazla işbirliği yapacağı, öğrencilerin iş hayatında pratik yapma imkanının daha fazla artırılması için çalışmalar yapmak istiyorum.
8) Uzaktan Çalışma ve Esnek Çalışma Modelleri Hakkında Düşünceleriniz Nelerdir?
Uzaktan çalışmanın büyük rahatlık olduğunu düşünüyorum, trafikten kazanılan saatler... Zaten çalışmak isteyen mekandan bağımsız çalışır, diye düşünüyorum … Ofise gelip, film izleyeni de gördüm, havalimanında valizlerin üzerinde rapor hazırlayanı da… Ofiste mesaisini latte içip maç kritiği yaparak geçireni de gördüm, hastanede raporlu yatarken sunum hazırlayanı da… Demek ki konu nereden çalıştığın değil, çalışmaya niyetinin olup olmamasıymış.... Yıllar önce bir büyüğüm söylemişti "çalışmaya gönlü olmak..." çok güzel söz..
9) Şirketinizde Çalışmanın Diğer Şirketlere Göre Farkı Nedir?
LG Electronics Türkiye olarak analitik, hızlı karar alıp uygulayan ve adaptasyon becerisi gelişmiş bir şirketiz. Ayrıca ileri teknoloji şirketi olmamız sebebiyle, hep bir sonraki adımı düşünen, birlikte öğrenen, inovasyon odaklı bir kültürümüz var. Bunları biraraya getirdiğimizde, böyle yüksek tempolu bir ortamda çalışmak ekibi her zaman zinde tutuyor.
10) Çalışan Geri Bildirimlerini Toplamak ve Değerlendirmek İçin Hangi Yöntemleri Kullanıyorsunuz?
Globalden gelen online anketlerle “Voice of Employee” uygulamamız var. Bu anketlerde farklı konularla ilgili, farklı çalışanlardan geribildirim alıyoruz. Alınan geribildirimlere göre aksiyon planı çıkararak, beklentiyi hızlıca karşılamaya gayret ediyoruz.
Ayrıca LG Electronics Türkiye bünyesinde düzenlediğimiz “Townhall Meeting” aracılığıyla 3 ayda bir, üst yönetimin de katılımıyla, tüm merkez ofis çalışanlarıyla biraraya geliyoruz. İK’daki “Açık kapı” uygulamamız da şirketimizde yüzyüze iletişime ve geribildirime verdiğimiz önemin bir başka kanıtı.